Anne Babalar Buraya

EVLADIM KARDEŞ KARDEŞ OYNAYIN!

Başkalarıyla bir arada yaşamanın hayatımızın başlıca meselesini oluşturduğunu düşünürsek, kardeşliğin olumlu ve olumsuz deneyimlerle öğretici bir armağan olduğunu söylemek yerinde olur.

'Armağan mı? Bir de bize sorun' diyen anne babaların başlıca sıkıntı yaşadıkları meseleleri tahmin etmek ise zor değil: Eşyaların paylaşımı, durduk yere sataşma, görev paylaşımına isyan etme, birbirine fiziksel zarar verme, birbiriyle alay etme…

Bu davranışların, pek çok kez belirttiğimiz gibi, ailenin öyküsünü değerlendirerek ele alınması gerekir. Ancak burada yazılan bazı önerileri kardeşler arasındaki problemlerle ilgilenirken uygulamak, umulur ki olumlu sonuçlar verecektir.

1. NORMALDİR

Öncelikle aynı alanı paylaşan bireyler arasında zaman zaman çatışmalar olduğu gerçeğinden hareketle, kardeşler arasında da her şeyin kardeşlik bağının hatrına süt liman olmayacağını kabul etmemiz gerekir. Bu kabul bizi, çatışmanın besleyici bir kaynak olabileceği gerçeğine götürür: Çocukların kardeşleriyle çatışma yönetme becerilerini geliştirmelerinin toplumda aynı alanı paylaştıkları insanlarla da yaşama becerilerini geliştirmelerinin de bir parçası olduğu çıktısını sunabilir. Burada çocukların kardeş oldukları için 'iyi anlaşmak ve yakın arkadaş olmak zorunda oldukları' varsayımını sorgulamak gerekir. Öncelik, az önce bahsedildiği üzere 'beraber yaşama becerisini' kazanmak ve çocuklara etkili iletişim kurmaları için rehberlik etmek olduğu zaman işler kolaylaşacaktır.

2. 'EVLADIM SEN ABİSİN/ABLASIN'

Ebeveynler, çocukların tahammül sınırlarını zorlayan hal ve hareketleriyle baş etmede zorlandıkları zaman kendilerine bir müttefik arayabilirler. Bu müttefik, genellikle en azından ergenlik çağında olan ve ebeveyni 'daha iyi anlayacağı' düşünülen en büyük çocuktur. Herhangi bir konuda olduğu gibi bu konuda da yardımlaşmanın tamamen zarar vereceğini savunmuyorum, hatta üstlenilen sorumluluğun çok geliştiren bir yönü de olabilir. Ancak sıkça karşılaşılan bir tablo olduğu için vurgulamakta fayda var: Çocuğa ebeveynlik rolü yüklemek, onun da bir 'çocuk' olduğunu unutmak, kardeşlerine bakım verirken 'her zaman aklı başında' bir rol üstlenmesini beklemek 'çocukluğunu elinden almak' olarak tanımlanabilecek kadar ağır bir bedel ödetmek anlamına gelebilir. Yükleriniz arttığında, kaynaklarınız tükendiğinde başvurulacak ilk adres ebeveyn rolü yüklenmiş bir abla ya da abi olmamalı! Eğer böyle bir yardımlaşma söz konusu ise bunun bir öğreti, zararsız bir paylaşım olması adına çocuğunuza kardeşlerinin ebeveyni değil, kendisinin de bir çocuk olduğu mesajını vermeniz önemlidir. Bu mesajı vermenin en iyi yolu, en büyük çocuk özellikle kardeşleriyle ilgili bir şeyi yapmak istemediğini söylediği zaman içimizden gelen ve yatıştırılması zor olan:

"İyi! Tüm işleri ben yapayım!"

sesi üzerinden çocukla muhatap olmamak, onun duygularına ve ihtiyaçlarına kulak vermeye dikkatimizi çevirmektir. Pek çok durumda zor görünse de kaynaklarımızın sınırlı oluşunun bedelini çocuğumuza ödetmek adil olmaz. Büyük çocuğun kendini bu role kaptırması ve 'hiç şikayetçi olmaması' anlatılanları geçersiz kılmaz. Ayrıca ebeveynleşmiş abla/abi tablosu, birden fazla otorite figürüyle karşı karşıya hisseden küçük çocuklar için de olumsuz sonuçlara sebep olabilir.

3. KIYASLAMAK

Sitemizi takip eden bilinçli bir ebeveyn olarak, çocukları kıyaslamanın ne kadar zehirli olduğunu zaten biliyorsunuzdur. Ancak bu davranış her zaman 'Bak, falancanın oğlu şöyle yaptı' ya da 'Abin böyle yaptı sen de onun gibi…' kadar açık olmayabilir. Bazen bir çocuğa 'küçük olduğu halde yapabildiği' ya da 'evin büyük çocuğu olarak her şeyi halleden bir kahraman olduğu' mesajı vermek de gizli bir kıyas içerebilir ve beraberinde çocuğu bir role hapsedebilir. İltifat için söylenen: "sen daha…" başlıklı cümleler de buna dahil. Bırakın, o zaten ablasını, abisini görüyor ve onlardan alabileceklerini depoluyor! Hazır konu kıyaslamaktan açılmışken altını çizelim: Çocukların eşit olması, eşit muamele görmesi, ebeveynlerin onlara dair eşit duygular hissetmesi gerçekçi değildir. Elbette bir çocuğu kendinize daha yakın görebilir, her bir çocuğunuzun kendine has olumlu yönlerini fark edebilir ve çeşitli sebeplerle bazı çocuklarınıza daha hassas davranmanız icap edebilir. Önemli olan onların biricik olduklarını fark ettirerek anlamaya çalışmak.

4. AYNA GÖREVİ GÖRMEK

'Normaldir' başlığında açılımı yapıldığı üzere, kardeşler arasındaki çatışmaların varlığı kaçınılmazdır. Ve bu çatışmalar her zaman ebeveynler tarafından 'çözülmek' zorunda değildir. Sözüm ona: "Anne abim bana şunu dedi" dendiği zaman, ebeveynler hemen bir müfettiş edasıyla "kim kime ne dedi bakayım" diyerek asayişi sağlamak gibi bir tutumda olmak zorunda değildir. Hatta bu tutum az önce vurgulanan "çatışma yönetme" becerisine doğrudan zarar verebilir. Örnek verecek olursak sıkça rastlanan böyle bir durumda çocukların duyguları şu sözcüklerle yansıtılabilir:

"Abine çok kızmışsın", "Bu kelimeyi duymak sana iyi gelmiyor", " 'Çok kızgınım!' diye bağırmak ister misin?", "Sarılalım ister misin?"

5. ALTINDA NE OLABİLİR?

Bazen inatlaşma, sataşma, kıskançlık gibi görünen davranışların altında çocukların karşılanmamış birçok ihtiyacı yer alıyor olabilir. Hatta kardeş ile açıkça bir sorunu görünmeyen bazı çocuklar kardeşleri doğduğunda ders başarısında düşüş, konuşmadagerileme veya alt ıslatma gibi bazı tepkiler verebilirler. Bu tepkilerin altında yatanın ne olduğu ile ilgili ilk akla gelen ise ebevenleri bir başkasıyla paylaşıyor olmanın getirdiği hislerle baş edememektir. Belki bir doğum günü kutlaması, hediye edilen bir oyuncak, 'sen ablasın, abisin' yönündeki vurgular bu hisleri tetikliyor olabilir. Kardeşiyle ilgili sinir bozucu olan ya da başka konforsuz hislere yol açan her neyse açık açık konuşmaya ve bu hisleri göstermenin ebeveynleri hayal kırıklığına uğratmaya yol açmayacağını anlamasına çocuğunuzun ihtiyacı var.

6. TEK TEK VAKİT GEÇİRMEK

Bazen vaktin veya başka kaynakların kısıtlı olması gibi sebeplerle ailecek yapılanlar her zaman 'hep beraber' yapılmak zorunda olabiliyor. Tüm çocuklar ve ebeveynlerle yapılan aktivitelerin çok besleyici olduğu ve eşsiz anılar var ettiği inkar edilemez bir gerçek. Bununla beraber çocukların kendilerini biricik hissetmeleri, ifade etmeleri için onlarla diğer kardeşler olmadan, birebir vakit geçirmenin atlanmaması önem arz ediyor.

7. YOL GÖSTERMEK

Çocuklar birbirlerine karşı düşmanca duygularını nasıl gösterebilirler? Az önce yazılanlarda vurguladığımız gibi, çocuklar kardeş oldukları gerekçesiyle iyi birer arkadaş olma sorumluluğu taşımıyorlar. Peki tam tersi durumlarda, yani iyi anlaşmamanın şiddet ve hakaretle tanımlı durumlarında ne yapılabilir? Bırakalım da birbirlerini dövsünler mi? Elbette hayır, bu evin kuralları var! Ve elbette bu kurallar yetişkinler için de geçerli ve öncelikle onların sözel ya da fiziksel şiddete başvurma hakkı bulunmuyor! Bu kısmı hallettikten sonra, yaş grubuna göre değişmekle beraber çocukların öfkelerini çıkarmasına alan açmak için önerilebilecek birkaç şey var. Bunlar resim çizmeyi, kardeşine vurmak yerine bir yastığa ya da oyuncağa vurmayı, zıplamayı, bağırmayı içerebilir. Temelde ise çocukların tüm duygularını ifade edebilmeleri için duygularının yansıtılmasına ihtiyaçları var. Bunun için ise hem çocuklar hem ebeveynler için duyguları tanımlayan çocuk kitapları çok kıymetli.

8. SİZ

Curcuna bir ev, her gün yerine getirilmesi gereken sorumluluklar, çalışma koşulları, yemek, ütü, temizlik… Öncelikle hayatın tüm yüklerini omuzlanırken bu köşeyi okuyarak veya başka birçok yolla çocuğunun ihtiyaçlarına kulak verme gerekliliğini yerine getiren size teşekkür ederim. Kardeşlerle ilgili süreci yönetmek de her zaman vurguladığımız gibi sizin kaynaklarınızın gücü (ebeveynler arası iletişimin güçlü olması, dinlenme, sosyalleşme ihtiyaçlarının karşılanması, kendi ebeveyninizden aldıklarınız) ile bağlantılıdır. Ve umulur ki tüm süreçler gibi kardeşlerle ilgili süreç de içinizdeki çocuğun şifası için bir vesile olacaktır.

🖌Klinik Psikolog Sena Kübra Çataloğlu